İstanbul, 04 Şubat 2012 /Şirket Haberleri/ --
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkan, 2011 Aralık ve Aralık-Ocak dönemine ilişkin geçici dış ticaret verileri, dış ticaret açığının söz konusu dönemde 71 milyar 661 milyon dolardan 105 milyar 879 milyon dolara ulaştığını ortaya koydu. Bu rakam, dış ticaret açığında cumhuriyet tarihinin rekorunun kırıldığını gösteriyor.
Dünyanın önde gelen marka değerlendirme kuruluşu BRAND FINANCE’in Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner, dış ticaret açığındaki endişe verici artışa dair görüşlerini ve çözüm önerilerini açıkladı. Dünyanın artık fiziki olmayan varlıklar dünyası olduğuna dikkat çeken İlgüner, başta marka olmak üzere fiziki olmayan varlıkların şirket değerleri içerisindeki önemine vurgu yaptı.
Muhterem İlgüner açıklamalarını şöyle sürdürdü: 'Ülkemiz dış ticaret tablosuna bir göz atalım:
|
|
2008 |
2009 |
2010 |
2011 |
|
İthalat-Yatırım Malları |
23.256 |
18.384 |
23.250 |
37.268 |
|
İthalat-Ara Malları |
151.747 |
99.510 |
131.445 |
173.135 |
|
Toplam |
175.003 |
117.894 |
154.695 |
210.403 |
|
İhracat-Toplam |
132.027 |
102.143 |
113.883 |
134.954 |
|
Fark (-) |
42.976 |
15.751 |
40.812 |
75.449 |
(Kaynak: Ekonomi Bakanlığı) (milyon $)
(Yukarıdaki tabloya sadece üretime dönük ithalat başlıkları dahil edilmiştir. Lüks tüketim, taşıt araçları hatta yatırıma dönük taşıt araçları dahi dahil edilmemiştir.)
Yaptığımız ihracat tutarı içerisinde marka gibi, fiziki olmayan varlık oranının çok düşük olduğunu varsayıyoruz. Çünkü, markası nedeniyle marj elde ettiğimiz ürün-hizmet sayısının çok az olduğu, eğer varsa da, elde edilen marjın çok az olduğu konusunda hepimiz hem fikiriz.'
Marka gibi fiziki olmayan varlıkların satış içerisindeki payını artırmak şart
Türkiye’nin ekonomik tablosu göz önünde bulundurulduğunda ihracatın artması için yurtdışına mal (fiziki varlık) satışının artması gerektiğinin ortada olduğunu dile getiren Muhterem İlgüner, böyle bir hamlenin daha fazla yatırım malı ve ara malı ithalini zorunlu kıldığını ve bu durumun da bir çıkmaz yarattığını söyledi. BRAND FINANCE Türkiye Direktörü bu kısırdöngüyü önlemenin iki yolunu paylaştı:
• Yatırım malları ve ara malları ithalatını artırmadan dış satışı artırmak; bu malları yurt içinden, küresel rekabet avantajını yitirmeden sağlamak (benzer kalitede, benzer fiyattan).
• Yurtdışına yaptığımız satış tutarı içerisinde marka gibi fiziki olmayan varlıkların payını artırmak; değer ilave etmek.
Muhterem İlgüner sözlerini şöyle sürdürdü: 'İlk şıkkın beklentileri karşılıyor olabilmesi, yurtiçi tedarikçilerin küresel ölçek ve kabulde üretim kabiliyetlerine bağlı olacaktır. Ayrıca bazı işten-işe (B2B) ürünler dahi markaları ile üretimine katıldıkları ürünlere değer katmaktadır. Bunların arasında rulman, fermuar, akü, elektrik anahtarı, priz, gibi ürünleri sayabiliriz. Zaten hem kalite hem de fiyatları ile benzer olan yerli tedarikçiler yerli üreticiler tarafından tercih edilmektedir. İlk şıkkı rekabete aykırı tedbirlerle zorlamak ise hem sürdürülebilir olmayacak hem de son ürünün başarısı üzerinde muhtemeldir olumlu katkısı olmayacak.'
Muhterem İlgüner ikinci çözüm önerisini ise şöyle anlattı: “Yurtdışına yaptığımız satışlar içerisinde marka gibi fiziki olmayan varlıkların payını artırarak toplam kazancımızı artırabiliriz. Böylece toplam satışlarımızı artırmak için daha fazla mal ve hizmet üretmek/satmak zorunda kalmayız. Ya da, daha da mükemmeli, fiziki olmayan varlık payını artırırken aynı zamanda miktarı da artırırız. Böylece daha çok üretir, daha çok satar, daha çok kazanırız.”
Ciro takıntısından kurtulmak gerekiyor
Türkiye’nin dış ticaret açığına daha çok yoğunlaşmasının zorunlu olduğunu sözlerine ekleyen İlgüner, 'Ciro takıntımızdan kurtulmamız gerekiyor' diyerek cironun bir gurur sebebi olduğunu ancak Türkiye’nin daha çok para kazanmaya ve daha çok refah elde etmeye ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Muhterem İlgüner, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde tartışması gereken konuları şöyle özetledi: 'Hangi sektörler değer oluşturma açısından bizlere fırsat tanıyor? Bu sektörlerde değer nelerden oluşuyor? Kimin için değerli oluyorlar? Bu değeri ilgi kitlelere nasıl iletmemiz gerekiyor? Değeri nasıl ölçüp yıldan-yıla başarımızı hesaplayacağız? Gelin bunları tartışalım. Değeri kaldıraç olarak kullanarak kazancımızı artıralım, refah ve itibarımızı daha olumlu hale getirelim.'